AVUKAT ZEYNEP GÜNEŞ
0546 623 15 93

 

ERZURUM
AVUKAT

Facebook

Twitter

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

AVUKAT ZEYNEP GÜNEŞ > Blog  > YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre “Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz” (m. 27/1). Çünkü idari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanır. Başka deyişle idari işlem yargı yerince iptal edilinceye kadar geçerli olarak kabul edilir ve icrasına devam edilir. Ancak idari işlemin yargı merciince iptalinin zaman alması, sonunda dava kazanılsa bile her zaman davacının haklarının tam olarak sağlanamaması gibi sakıncaları hafifletmek veya tamamen önlemek için idari yargılama hukukunda yürütmenin durdurulması müessesi kabul edilmiştir. Bu şekilde mahkemeden dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi talep edildiğinde ve mahkeme bu talebi kabul ettiğinde dava konusu işlem dava sonuna kadar askıya alınmış olur.

Yürütmenin durdurulması, idari işlemin hukuka uygunluk karinesini ve icrailik vasıflarını işlemez haline getiren idare hukukuna özgü bir yargı işlemidir. Çünkü Dava açılmasına rağmen işlem hukuka uygun sayılıp uygulanmaktadır. Bu bakımdan aksi yargı kararıyla ispat edilinceye kadar işlemler hukuka uygun olarak kabul edilir.

Davanın her aşamasında istenebilen veya kaldırılabilen yürütmenin durdurulması geçici bir tedbir olup yargısal bir karardır. Ancak yürütmenin durdurulması en çok dava sonuna kadar devam edebilir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.(m. 27). Ancak yürütmenin durdurulmasının bir takım şartları vardır. Bunlar esasa ilişkin şartları (açık hukuka aykırılık, telafisi güç ve imkânsız zarar) ve usule ilişkin şartları (talep şartı, dava şartı, savunma alma şartı, gerekçe şartı, teminat şartı, öncelikle karar verilme şartı, bir kez başvurabilme şartı, özel tebligat yöntemi)dir. Bunlar;

  1. Öncelikle bir idari işleme karşı bir iptal davası dava açılmış olmalıdır. Dava açılmadıkça yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamaz. Yürütmenin durdurulması ancak davanın tarafı olan kişilerce dava dilekçesiyle veya sonradan ayrı bir dilekçeyle istenebilir.
  2. Mahkeme kendiliğinden yürütmenin durdurulması kararı veremez yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için taraflardan birinin talepte bulunması gerekir.
  3. İptal istenen idari işlem açıkça hukuka aykırı olmalıdır. Açıkça hukuka aykırılık hâkimin mesleki bilgi ve deneyimlerine dayanarak ilk bakışta anlayabileceği türden hukuka aykırılıklardır. Başka anlatımla buradaki hukuka aykırılık, açık, çok bariz bir hukuka aykırılık yani işlemde ilk bakışta gözüken hukuka aykırılıktır.
  4. İptal istenen idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır. Örneğin yıkım kararı var buna karşı açılan davada yürütme durdurulmazsa yıkım içlemi olacak, okuldan uzaklaştırma kararı var buna karşı açılan davada yürütme durdurulmazsa öğrenci sınavlara giremeyecek bu durumlarda telafisi imkansız zararlar doğacaktır.
  5. ve 4. şart esasa ilişkin olup yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Mahkeme bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştırmak zorundadır. Ancak bu şartlardan birinin gerçekleşmesinin yürütmenin durdurulması kararını verebilmek için yeterli olması gerektiği kanaatindeyiz. Dava taraflarının talebi olmadıkça bu iki şart birlikte gerçekleşse bile mahkeme kendiliğinden yürütmenin durdurulması kararı veremez.  Talep üzerine mahkeme bu şartların gerçekleştiği sonucuna varırsa yürütmenin durdurulması talebini kabul eder. Ancak sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
  6. Mahkeme, davalı idarenin savunmasını aldıktan veya savunma süresi geçtikten sonra yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Ancak dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. Kural davalı idarenin savunmasını almak olmakla birlikte uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Yani İdarenin savunması alınıp bir karar verilinceye kadar, işlemin yürütülmesi geçici olarak durdurulur. Yani şartların mevcut olup olmadığı saptanıncaya kadar şartsız olarak yürütme durdurulur. Genel kuralın istisnası olan bu duruma geçici yürütmenin durdurulması denilip bu istisna durumun da istisnası vardır. Buna göre, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz (İYUK, m. 27/). Bu işlemler dışında hangi işlemlerin uygulanmakla etkisi tükenen işlemler olup olmadığı hakkında yargı yeri takdir yetkisine sahiptir.
  7. Mahkemelerin yürütmenin durdurulması kararları gerekçeli olmak zorundadır. Buna göre yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Ancak mahkemenin yürütmeyi durdurmayı reddetmesi durumunda gerekçe yazma mecburiyeti yoktur. Bu durumda mahkeme “İYUK 27’deki şartları taşımadığı için reddine…” demekle yetinip başka bir gerekçe göstermesine gerek yoktur. Ama kabul ederken gerekçe göstermek mecburiyeti var. Ama kabul ederken gerekçe göstermek mecburiyeti var. Fakat bu gerekçe, sadece hukuki maddeye atıfta bulunarak değil; olayın dosyanın özelliklerinden yola çıkılarak ve yargısal bilgi üretilerek ve buna dayanılarak bir gerekçenin yazılması gerekir.
  8. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
  9. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
  10. Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır.
  11. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
  12. Yürütmenin durdurulması kararı davanın esastan karara bağlanmasına kadar devam eder.
  13. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16’ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.

Mahkeme yürütmenin durdurulması talebi üzerine yukarıdaki şartların var olduğunu tespit ederse idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararını verecektir. Mahkeme idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararını verirse bu durumda idari işlemin yürütülmesi dava sonuna kadar ve mahkemece yürütmenin durdurulması kararı kaldırılıncaya kadar işlem askıya alınmış olur. Bu durumda işlem yine vardır ancak uygulanması durur. Mahkeme yürütmenin durdurulması talebi üzerine yukarıdaki şartların var olmadığını tespit ederse idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması talebini reddedecektir. Bu durumda mahkeme işlemini yürütülebilecektir. Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır (İYUK, m.27/9).

Yürütmenin durdurulması kararı iptal kararı ile aynı sonuçları doğurduğundan yürütmenin durdurulması kararının uygulanması iptal kararının uygulanması ile benzerdir.

Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması

Temyiz ve istinaf aşamasında yürütmenin durdurulması istenebilir (İYUK, m. 48/5).

Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27’nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır (İYUK, m. 52/1). Ancak ilk derece mahkemesince dava konusu işlem hakkında iptal kararı verilmesi ve bu kararın temyiz aşamasında yürütülmesinin durdurulması istendiğinde hangi şartların aranacağı konusunda kanunda bir açıklık bulunmamaktadır.

İptal davalarında teminat istenmeyebilir (İYUK, m. 52/2).  İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz (İYUK, m. 52/3).

Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir (İYUK, m. 52/4).

Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur (İYUK, m. 52/5).

Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmek üzere kararı veren bölge idare mahkemesince Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, görevli dairece konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilir. Danıştayda görevli daire veya kurul tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildikten sonra tebligat bu daire veya kurulca yapılarak dosya tekemmül ettirilir (İYUK, m. 48/5).

Yürütmenin durdurulması kararlarına karşı itiraz

Yürütmenin durdurulması talepleri hakkında verilen red kararlarına karşı davacı, kabul kararlarına karşı ise davalı idare itiraz edebilir. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen karar nihai bir karar olmadığından tek başına temyiz edilemez.

İtiraz, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. Bu inceleme üzerine itiraz mercii ilk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararını hukuka uygun bulursa itiraz talebinin reddi yönünde karar verir. Bu durumda ilk derece mahkemesi yürütmenin durdurulması talebini kabul etmişse işlemin uygulanmasının durması devam eder ret etmişse işlem uygulanmaya devam eder.  Ancak itiraz mercii ilk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararını hukuka uygun bulmazsa itiraz talebinin kabulü ve ilk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararını kaldırma yönünde karar verir. Fakat bu halde iki durum ortaya çıkar. Birincisi ilk derece mahkemesinin kararı yürütmenin durdurulması yönünde ise itiraz mercii sadece kaldırma kararı verir. Ortada ilk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına dair kararı kalmadığından idari işlemin yürütülmesi devam eder. Ancak ilk derece mahkemesinin kararı yürütmenin durdurulması talebinin reddi yönünde ise itiraz mercii bu kararı kaldırarak kendisi yürütmenin durdurulması yönünde karar verir.

İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir (İYUK, m.27/7). Ancak İYUK madde 20/A ve 20/B’ye göre ivedi yargılama usulüne tabi konulara ilişkin davalarda yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez.

 

 

Yorum Yok

yorum Gönder