AVUKAT ZEYNEP GÜNEŞ
0546 623 15 93

 

ERZURUM
AVUKAT

Facebook

Twitter

İPTAL DAVASI

AVUKAT ZEYNEP GÜNEŞ > Blog  > İPTAL DAVASI

İPTAL DAVASI

İdari Yargılama Hukukunda Dava Çeşitleri
İdari yargıda açılabilecek davalara idari davalar denir. İdari dava, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluk açısından denetlendiği, idarenin eylem ve işlemleri sonucunda doğan zararların tazmini için açılan davalardır.
Özel hukukta kişiler arasında bir eşitlik söz konusudur. İdare ise üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahiptir. Bu yetkileri ile idare bir işlemi kendisi tesis edebilir, geçerli işlem kararı alabilir ve aldığı kararları başka herhangi bir organın yardımına gerek görmeden kendisi yerine getirebilir. Ancak idare hareket ederken hukuka bağlı olmak zorunda olduğundan, hukuka aykırı hareket ettiğinde idari davalar yoluyla idarenin hareketleri denetlenir. Bu davalardan biri iptal davasıdır.
İptal Davasının Tanımı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (1/a) fıkrasında, bir idari dava türü olan iptal davaları “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar” olarak tanımlanmıştır.
İptal davası, “icrai” nitelikli bir idari işlemin tamamının veya bir kısmının hukuka aykırılığı dolayısıyla, mevzuatın öngördüğü süre içinde, hukuka uygun olma ilkesinin gerçekleşmesini iptal kararıyla sağlayan özel hukuktaki davalardan farklı İdare Hukukuna özgü bir davadır.
Danıştay iptal davasını, “Kural olarak ilgililerin haklarını ve çıkarlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik, objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olarak teoride ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak uygulamada subjektif ve somut nitelikte örnekler de içeren idari bir dava türüdür.” olarak ifade etmektedir (D6D, KT. 23.09.1999, E.1998/4164, K.1999/4196,).
İptal Davasının Nitelikleri
İptal davası, objektif nitelikte bir davadır. Yani iptal davası her ne kadar idareye karşı açılsa da, yargılanan idare değil, hukuka aykırı olduğu iddia edilen idari işlemdir. Başka deyişle iptal davası ile tarafların subjektif durumları değil de dava konusu idari işlemin hukuk kurallarına uygun olup olmadığı araştırılır.
İptal davasının konusu idari işlemlerdir. İptal davasının konusu idarenin tüm işleri değil, sadece idari işlemlerdir. Başka anlatımla iptal davasının konusunu icrai nitelikteki idari işlemler oluşturur. Bu bakımdan icrai nitelikte olmayan hazırlık ve görüş bildiren işlemler (tavsiye, teklif, temenni, danışma, öneri, mütalaa, rapor gibi işlemler) ile iç düzen işlemleri (talimat-tamim, genel tebliğ, genelge, sirkülerler, direktifler, hizmet içi tedbirler, hizmetin örgütlenmesine ilişkin tedbirler ) iptal davasına konu olmaz. İdari eylemler ve idarenin özel hukuk işlemleri iptal davasının konusunu oluşturmaz. İdari sözleşmeler ise kural olarak iptal davasına konu olmaz. Ancak bazı hallerde idari sözleşmeler iptal davasına konu olabilir.
Ayrıca idarenin idari sözleşmelerden ayrılabilir nitelikte tek yanlı yaptığı işlemler ya da idarenin sözleşme öncesi yaptığı tek yanlı idari işlemler veya idari sözleşmenin idari işlem niteliğindeki işlemleri (şartnameler) iptal davasına konu olur.
İptal davası sadece bir idari işlemin hukuka aykırılığı iddiası ile açılır. Bu durumda iptal davasının amacı bireyleri idarenin hukuka aykırı işlemelerine karşı korumaktır. Bu bakımdan iptal davasında mahkeme yalnız iptal kararı verebilir. Bunun için iptal davasında idari işlemin kısmen veya tamamen iptali istenebilir. Bu bakımdan ortada bir zarar varsa, zararın tazmin edilmesi amacıyla iptal davası açılamaz. Bunun için tam yargı davası açılabilir.
İptal davası idari işlemin hukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla açılır. İptal davasında dava konusu idari işlemin hukuka uygun olup olmadığı denetlenir. Başka deyişle hukuka uygunluk denetimi yapılır. Bu durumda hukuka uygunluk denetimi ile idari işlemin beş unsuru denetlenir. İptal davası ile yerindelik denetimi yapılamaz. Örneğin kamu hizmetlerinde etkinlik ve verimliliğin olmadığı gibi iddialar ile iptal davası açılamaz. Ayrıca iptal davası ile idarenin yerine geçerek idari işlem niteliğinde karar veremez. İptal davasında idari işlemin beş unsuru üzerinde hukuka uygunluk denetimi yapılır. Bunlar; yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtır. Dava konusu işlem iptal edildiğinde işlem tesis edildiği andan itibaren bütün hüküm ve sonuçları hukuk âleminden kalkar. Bu durumda iptal davası kişilere mutlak koruma sağlar.
İptal davası genel etkilidir. İptal davası, idari işlemi ortadan kaldırdığı için sadece davanın tarafları için değil, herkes için geçerlidir, yani genel etkilidir.
İptal davası açabilmek için hak ihlali şart değil, menfaat ihlali gerekir. Başka anlatımla iptal davası açabilmek için kişi ile dava konusu işlem arasında bir ilişki yani alakanın olması yeterlidir. Bu durumda dava açabilme hakkı genişlemektedir.
İptal davası kamu düzenindendir. Bundan dolayı iptal davası yasal düzenleme olmasa da vardır. Hatta iptal davasının yokluğu için bir yasal düzenleme olsa bile ya bu düzenleme dar yoruma tabi tutulacak ya da uygulanmayacaktır. Başka anlatımla yasama organı çıkaracağı bir kanunla iptal davası açma yolunu kapatamaz.
İptal Davasının Amacı
İptal davasının amacı kişinin menfaatini olumsuz etkileyen idarenin hukuk dışı işlemlerini iptal ettirerek idari işlemin hukuka aykırılığını kanıtlamak, kişiyi idarenin hukuka aykırı işlemlerinden koruyup idarenin hukuka bağlılığını sağlamaktır. Bu yönüyle iptal davası kanuni idare ilkesini pekiştiren en önemli davadır.
İptal Davasının Sonucu Olarak İptal Kararları
İptal davasındaki iptal kararı dava konusu işlem bakımından hüküm ifade eder. Danıştay 5. Dairesi, 30.10.2006 tarihli bir kararında bu durumu “iptal davalarında yargılanan belli ve somut bir işlemdir. Yargı denetimi bu işlemin öğeleri yönünden hukuka uygun olup olmadığını saptamak için yapılır ve bunu ortaya koyar. Böyle bir dava dolayısıyla verilmiş iptal kararı da bu işleme yönelik ve münhasırdır…” olarak ifade eder (D5D, KT. 30.10.2006, E.2006/1524, K.2006/4911).
İptal kararının sonuçları birel işlemlerde sadece tarafları etkilerken iptal kararının üçüncü kişiyi etkileyebilmesi için genel nitelikte (düzenleyici bir işlem) bir karar olması gerekir. Başka bir anlatımla iptal edilen karar davacıdan başka kişileri de ilgilendirdiğinde davaya taraf olmayan fakat iptal edilen kararla ilgisi bulunan üçüncü kişileri etkiler.
İptal davası sonunda verilen iptal kararı ile hukuka aykırı işlemin hukuk âleminde varlığı kalmayıp işlem hiç yapılmamış sayılır. İptal kararı ile işlem geçmişe etkili olarak tesis edildiği/yapıldığı tarihten geçerli olmak üzere ortadan kalkar ve işlemin yapılmasından önceki duruma dönülmüş olunur.
İptal kararı ile önceki durum tekrar geri gelir. İdare, iptal edilen idari işlemden önce var olan ve idari işlemle değiştirilmiş bulunan durumu eski haline geri dönüştürür. Kısacası iptal kararı ile önceki durum tekrar tesis edilmeli, işlemin tesisinden önceki durumun geri gelmesine bir engel varsa idare bu engeli kaldırmak için gereken işlemi yapmalı bu da yapılamıyorsa davacının durumunu düzeltmek için gereken önlemleri almalıdır.
İdari yargının işlevi idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğu denetimi ile sınırlı olup idari yargının iptal kararları idari işlemin yerine geçmez. İdari yargı idari işlem niteliğinde yargı kararı veremez. Nitekim bu durum Anayasa m. 125/4’te “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” ve İYUK m.2/2’de “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” olarak ifade edilmiştir.
İptal Davasının Önkoşullar (Usul, Kabul Edilebilirlik) Yönünden Kabul Şartları
İptal davasında önkoşullar (usul, kabul edilebilirlik, ilk inceleme konuları) davanın esasına geçmeden önce yerine getirilmesi gereken şartlardır. Yani önkoşullar yönünden dava reddedilirse esastan inceleme yapılmaz.
Mahkemeye ilişkin ön koşullar açısından iptal davası görevli ve yetkili idari yargı merciinde açılması gerekir.
Davanın konusuna ilişkin ön koşullar açısından iptal davası idari işlemlere karşı açılabilir.
Davacıya ilişkin ön koşullar açısından idari yargıda dava açabilmek için davacının taraf olma ehliyetine ve dava açma ehliyetine sahip olması gerekir.
Davalıya ilişkin ön koşullar açısından kural olarak davalı, dava konusu idari işlemi yapan idari merci veya makamdır. Ancak işlemi yapan ile uygulayan idari merci farklı ise işlemi uygulayan merciye karşı iptal davası açılır.
İptal davasının önkoşulları, esas olarak İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları (kanuna uygun şekilde dava dilekçesinin hazırlanması),
Yönlerinden sırasıyla incelenir. Burada sayılmamış olmakla beraber harç ve posta giderleri, teminat ve kesin hüküm de iptal davasının önkoşullarıdır. Ancak burada şu hususu belirtmekte fayda vardır. Önkoşulların hepsi aynı mahiyette değildir. Başka anlatımla görev ve yetki veya idari merci tecavüzü gibi önkoşullarda sorun olması halledebilir nitelikte iken süre gibi önkoşulda bir sorun yaşanması yani süresi içerisinde bir davanın açılmaması halledilebilir bir durum olmayabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bir mahkemenin bir davaya bakabilmesi için bu mahkemenin görevli ve yetkili olması gerekir. Görev ve yetki kamu düzeninden olup taraflar talep etmese bile bir davada mahkeme görevli ve yetkili olup olmadığına kendiliğinden bakar. Bu konuda görev yetkiden önce gelir. Başka anlatımla bir mahkeme önüne gelen bir davada önce görevli olup olmadığına sonra eğer görevli ise yetkili olup olmadığına bakar. Bu durumda bir mahkeme görevli değilse davayı görevsizlik yönünden ret edecek ve artık mahkemenin yetkili olup olmadığına bakmasına da gerek yoktur.
İdari yargı düzeninde dava açılacak merciler idare mahkemeleri, Danıştay (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) ve vergi mahkemeleridir. Bölge idare mahkemeleri ise ilk derece mahkemesi olmadığından bölge idare mahkemelerine dava açılmaz. İdari yargı düzeninde idare mahkemeleri genel görevli, Danıştay ve vergi mahkemeleri ise özel görevlidir.
Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir (İYUK, m. 32). Buna göre kanunda bir davanın özel olarak hangi mahkemede açılacağı özel olarak belirtilmemişse belli bir yerdeki mahkemede açılır. Başka deyişle uyuşmazlığın istisnaların hiçbirine girmemesi halinde yani Danıştay veya vergi mahkemesi yetkili değilse, idare mahkemesi yetkilidir. Bu bakımdan genel kural idare mahkemesinin yetkili olmasıdır.
Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki: Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. Kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir (İYUK, m. 33).
Taşınmaz mallara ilişkin davalarda yetki: İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir . Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, mülki idari birimin, köy, belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkemesidir (İYUK, m. 34).
Taşınır mallara ilişkin davalarda yetki: Taşınır mallara ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taşınır malın bulunduğu yer idare mahkemesidir (İYUK, m. 35).
İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken Bir İşlem
İptal davasının konusu idari işlemlerdir. İdarenin bir işleminin bir kişinin menfaatini ihlal edebilmesi için ve iptal davasına konu olabilmesi için; işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olması gerekir. Başka anlatımla idari işlemin kesinliği ve yürürlüğü işlemin iptal davasına konu olması için gerekli şartlardır (D15D, KT. 19.12.2014, E.2014/9678, K.2014/9887).
Süre Aşımı
İptal davası açma belli bir süreyle sınırlanmıştır. Bu süreler kanunla belirlenmiştir. Bu bakımdan bir davanın kanunda belirtilen dava açma süresi içerisinde açılması gerekir. Aksi takdirde dava zamanaşımından reddedilir ve aynı konu hakkında bir daha dava açılamaz. Davanın süresinde açılıp açılmadığı mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulur.
Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür (İYUK, m.7). Bu süreler genel dava açma süreleridir. Bunun yanında özel yasalarda özel dava açma süreleri öngörülebilir.
Husumet
İdari yargılama usulünde husumet terimi davalı taraf için kullanılır. İdari davalarda davalı taraf idare olduğundan husumet idareye yöneltilir. Ancak bazı durumlarda idari yargıda özel faaliyet gösteren kurumların da işlemleri idari işlem olup iptal davasına konu olur ki bu davalarda özel hukuk kişisi davalı olabilir (D13D, KT, 06.02.2013, E. 2012/1871, K. 2013/276).
Kanuna Uygun Şekilde Dava Dilekçesinin Hazırlanması
İptal davasının önkoşullarından biri de dava dilekçesinin kanuna uygun şekilde hazırlanmasıdır. Dava dilekçesinin kanuna uygun bir şekilde hazırlanması belli başlı bazı unsurları taşımasına bağlıdır. Bu unsurlar İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. ve 5. maddesinde sayılmıştır. Buna göre İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde;
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.
Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur (İYUK, m. 3)
İlk inceleme üzerine mahkeme bu hususlarda kanuna aykırılık (bir eksiklik veya yanlışlık) tespit ettiğinde dilekçenin reddine karar verir. Ancak mahkeme yazılı halde otuzgün içinde 3. ve 5. maddeye uygun şekilde dilekçeyi yeniden düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere süre verir. Bu süre zarfında yeniden verilen dilekçe 3. ve 5. maddeye uygun ise mahkeme davayı esastan inceler. Ancak dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir. Otuzgün içinde dilekçe verilmez ise dava açılmamış sayılır.
Dilekçelerin 3. ve 5. maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz. Ayrıca dilekçe red kararlarına karşı herhangi bir yere başvurulamaz (İYUK, m. 15).
Davanın reddedilmesi veya davanın açılmamış olması durumunda dava açma süresi geçmemiş ise yeniden dava açılabilir.
Harç ve Posta Giderleri
Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına veya 4 ncü maddede yazılı yerlere verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.
Kesin Hüküm
Bir dava hakkında verilen nihai karar belli bir aşamadan sonra kesinleşir. Kesinleşen kararı yargılamanın yenilenmesi dışında hiçbir merci değiştiremez. Başka anlatımla bir uyuşmazlık yargı önüne getirilip kesin hüküm halini almışsa tekrar dava konusu yapılamaz. Yapıldığı takdirde aynı konuda kesin hüküm bulunması sebebiyle dava reddedilir. Yargılama faaliyetinde kesin hüküm kurumunun kabul edilmesinin başlıca amacı, nihai olarak karara bağlanmış bir uyuşmazlığın tekrar incelenmesini ve aynı uyuşmazlık için farklı yönde kararlar verilmesinin önlenmesini, bu anlamda yargı kararlarına karşı saygı duyulmasını ve bu kararlara uyulmasını sağlamak, bu şekilde de hukuki güvenliği ve istikrarı gerçekleştirmektir.

Etiketler

Yorum Yok

yorum Gönder